Hayao Miyazaki: Kalbe Dokunan Bir Sinema Dili

 


Hayao Miyazaki benim için sadece filmler yapan bir yönetmen değil; dünyaya bakma biçimimi yavaşlatan, iç sesimi yükselten bir anlatıcı. Onun filmlerini izlerken hikâye tükettiğimi değil, sanki biri omzuma hafifçe dokunup “biraz dur” dediğini hissediyorum. Miyazaki sineması aceleyi sevmez. Gürültüden çok sessizliği, gösterişten çok bakışı önemser. Belki de bu yüzden bana bu kadar yakın.


Miyazaki filmlerinde uçan makineler, büyülü yaratıklar, konuşan kediler vardır ama bunlar asla asıl mesele değildir. Asıl mesele insandır. İnsan olmak, büyümek, korkmak, vazgeçmek istemek ve yine de devam etmek. Onun sineması bana hep şunu düşündürür: Hayat büyük anlardan değil, küçük fark edişlerden oluşur.



Doğa, Vicdan ve İnsan



Miyazaki’nin filmlerinde doğa bir dekor değildir. Nausicaä of the Valley of the Wind’de doğa yaralıdır, intikamcıdır ama aynı zamanda affedicidir. İnsan eliyle bozulan düzenin bedeli vardır ve bu bedel sessizce ödetilir. Princess Mononoke ise doğa–insan çatışmasını siyah ve beyaz gibi sunmaz; kimse tamamen kötü değildir. Lady Eboshi’yi izlerken bunu çok net hissederim. Yıkıcıdır ama aynı zamanda koruyucudur. Miyazaki’nin ahlaki dünyası basit cevaplar sunmaz, sorular sorar.


My Neighbor Totoro’da ise doğa bir sığınaktır. Çocukluğun o saf, korkusuz ama kırılgan hâliyle doğa arasında kurulan bağ o kadar yumuşaktır ki filmi izlerken insanın içi gevşer. Totoro bana hep şunu hatırlatır: Bazı şeyler açıklanmak zorunda değildir; hissedilmesi yeterlidir.



Miyazaki’nin Kadınları: Sessiz Güç



Miyazaki sinemasında kadın karakterler beni her zaman çok etkilemiştir. Çünkü bu karakterler “güçlü kadın” klişesine yaslanmaz. Spirited Away’deki Chihiro başta korkaktır, ağlar, kaçmak ister. Ama zamanla, yavaş yavaş güçlenir. Bu güç bağırarak gelmez; sorumluluk alarak, çalışarak, sabrederek gelir.


Kiki’s Delivery Service’te Kiki’nin yaşadığı tükenmişlik hissi bana fazlasıyla tanıdık gelir. Sevdiği şeyi yaparken bir anda boşlukta kalmak, yeteneğini kaybettiğini sanmak… Miyazaki burada üretmenin ne kadar kırılgan bir şey olduğunu çok sade ama çok gerçek bir yerden anlatır.



Yüreğinin Sesi (Whisper of the Heart): Kendimi Gördüğüm Film



Ve benim için en özel film: Yüreğinin Sesi (Whisper of the Heart).


Bu filmi izlerken “seviyorum” demekten öte bir şey oluyor: kendimi görüyorum. Shizuku bana benziyor. Ama yüzeysel bir benzerlik değil bu; fazlasıyla içsel bir yakınlık. Yazmak isteyen, içinden gelen sesi bastıramayan ama aynı zamanda kendi yeteneğinden korkan bir kız o.


Shizuku’nun gece herkes uyurken masasının başına geçip yazdığı sahnelerde kalbim sıkışıyor. Çünkü o tereddüt hâlini, yazdığını beğenmeyip utanma duygusunu, “belki de yeterince iyi değilim” düşüncesini ben de çok iyi biliyorum. Onun kalemi tutarkenki kararsızlığı bana yabancı değil.


Yüreğinin Sesi bana şunu söylüyor: Yazmak romantik bir ilham patlaması değil, cesaret isteyen bir süreçtir. Kendi kalbine yaklaşmak bazen ürkütücüdür. Ama Shizuku’nun hikâyesi şunu da fısıldıyor: Denemeden bilemezsin. Vazgeçmeden öğrenemezsin.


Bu yüzden bu film benim için bir “izleme deneyimi” değil, bir eşlik. Sanki biri yanımda oturup sırtımı sıvazlıyor ve “yalnız değilsin” diyor.



Uçmak Bir Hayal Değil, Bir İhtiyaç



Miyazaki’nin uçma takıntısı boşuna değil. Porco Rosso, Howl’s Moving Castle, The Wind Rises… Uçmak onun filmlerinde özgürlüğün, kaçışın ama aynı zamanda sorumluluğun sembolü. The Wind Rises’ta Jiro’nun hayali güzeldir ama sonuçları ağırdır. Miyazaki burada kendi hayatıyla da hesaplaşır. Güzellik yaratmanın bedeli olabilir mi? Sanat masum mudur? Bu soruları cesurca sorar.



Hayao Miyazaki’nin Aldığı Ödüller



Miyazaki’nin sineması yalnızca duygusal olarak değil, uluslararası anlamda da büyük bir karşılık bulmuştur.


  • 2003 Akademi Ödülleri (Oscar): Spirited Away, En İyi Animasyon Filmi Oscar’ını kazandı. Bu, Japon animasyonu için tarihi bir andı.
  • Altın Ayı (Berlin Film Festivali): Spirited Away, Berlin’de bu ödülü kazanan nadir animasyon filmlerinden biri oldu.
  • Onur Oscar’ı (2014): Hayao Miyazaki’ye sinemaya yaptığı kalıcı katkılar nedeniyle verildi.
  • Ayrıca sayısız Annie Ödülü, Japonya Akademi Ödülleri ve uluslararası festival başarıları vardır.



Ama bana sorarsan Miyazaki’nin asıl ödülü, filmlerinin insanların hayatında açtığı o küçük ama derin izlerdir.



Sonuç Yerine: Miyazaki Bana Ne Söylüyor?



Hayao Miyazaki filmleri bana şunu söylüyor: Yavaşla. Bak. Hisset. Korksan bile üret. Doğayla, başkalarıyla ve en önemlisi kendinle bağını koparma.


Yüreğinin Sesi ise bana özel olarak şunu fısıldıyor: Yazmaya devam et. Mükemmel olmak zorunda değilsin. Ama dürüst ol. Çünkü kalbin bir şey söylüyorsa, onu susturmak kendine ihanet etmektir.



Yorumlar

Popüler Yayınlar