Samimi bir konuşma
Beşinci sınıfta sınıf kapısından içeri giren o sakin, ince, ama içinde kocaman bir güç taşıyan kızı hiç unutmuyorum. Depremin ardından şehrimize gelmişti; yüzünde hem korkunun gölgesi hem de yeniden tutunmaya çalışan birinin sessiz direnci vardı. Ama ne yaşarsa yaşasın, kalbinde sakladığı o ışığı fark etmek zor değildi.
Onunla yakınlaşmamız ise tamamen kaderin tatlı bir oyunu gibiydi. Ben Fatma Sahra, o Zeynep Sahra… Aynı ismi taşımak, sanki bizi görünmez bir ip gibi birbirimize bağladı. Birlikte şarkılar yazdık, uydurduğumuz hikâyeleri birbirimize okuduk, defter aralarına küçük hayaller sakladık. Çocuk olmamıza rağmen, derin ve sıcak bir dostluk kurmuştuk.
O yıllarda bana Çok Güzel Hareketler 2’yi o sevdirirdi. Skeçleri anlatırken gözleri parlar, kahkahasının içtenliği bana da bulaşırdı. O anlattıkça ilgim arttı, ilgim arttıkça birlikte güldüğümüz anlar çoğaldı. Onun sayesinde tanıdığım bir eğlence, bir zaman sonra benim için çok özel bir anıya dönüştü.
Sonra bir gün… O artık gelmedi.
Sanki sınıfın içinde bir ses eksildi, koridorlar daha uzun, şehir daha soğuk hissettirdi. Üzülmek, özlemek, kafamı karıştıran o boşluk… Hepsi bir anda üzerime çöktü. Onu ne kadar sevdiğimi işte o zaman fark ettim.
Hatta hatırlıyorum…
O gittikten sonra hocalara mahcup bir sesle, “Hocam… Zeynep Sahra’nın gittiği yerde hava nasıl? Orada üşür diye çok korkuyorum…” derdim. O kadar ciddiydim ki… Çocuktum ama kalbimde onun için taşıdığım sevgi kocamandı. Onun üşümesini, hasta olmasını, bir şey olmasını istemezdim. Sanki uzakta bile olsa ona göz kulak olabilirmişim gibi…
Ve yıllar geçti.
Hayat değişti, ben büyüdüm, anılar sessizce zihnimde yer etti.
Bu akşam…
Uzun zaman sonra cesaretimi toplayıp Çok Güzel Hareketler 2’yi izlemeye gittim. Salonun ışıkları sönünce içimde tuhaf bir sıcaklık yükseldi. Sanki zaman geri sardı ve o yanımdaymış gibi hissettim. Birlikte güldüğümüz o eski günlerin tatlı yankısı kulaklarımda dolaştı.
Sahnede kahkahalar yükseldikçe ben de içimden gülümsedim. Çünkü o an hem geçmişimi izliyordum, hem büyümüş halimle çocukluğuma sarılıyordum.
ÇGH2 benim için sadece bir gösteri değil.
Bir arkadaşlığın izi, paylaşılan hayallerin hatırası, bir çocuğun kalbinde gizlice taşıdığı sevginin büyümüş hâli… O sahnedeki her kahkaha, bana onunla geçirdiğim o masum günleri hatırlatıyor.
Belki artık bambaşka şehirlerdeyiz.
Belki yollarımız yeniden kesişmeyecek.
Ama bazı insanlar kalbinden hiç çıkmaz; sadece anılarda büyür, güzelleşir.
Ve ben bu akşam, bir gösteri izlerken aslında onun bana bıraktığı en güzel duyguları yeniden yaşadım.
Yorumlar
Yorum Gönder