Toprak Bile Bilemeyecek
Bir gün hepimiz sessizliğe karışacağız.
Toprakla buluşacak bedenlerimiz, kelimelerimiz, nefeslerimiz.
Zaman, bizi yavaşça unuturken dünya dönmeye devam edecek.
Ama bazı sevgiler vardır; toprağın bile çürütemeyeceği kadar derin,
ölümün bile dokunamayacağı kadar sıcak.
“Bir gün, yerin üç metre altındayken böcekler kalbimi yemeye başladığında, tadacakları tek şey sen olacaksın.”
Bu cümle bir itiraf gibi, ama aynı zamanda bir vasiyet.
Çünkü sevgi bazen öyle yerleşir ki insana,
artık kan değil, o sevgi dolaşır damarlarında.
Kalp, sadece kan pompalayan bir organ olmaktan çıkar;
birinin izini taşıyan bir toprak parçasına dönüşür.
Belki beden çürür, ama hisler kolay kolay çözülmez.
Birinin kokusu, sesi, gülüşü…
Bazen bir hücrenin, bir hatıranın içine öyle işlenir ki,
çürümek bile onu silemez.
Bu, korkutucu bir şey değildir aslında.
Aksine, aşkın en yalın hâlidir:
Birini öyle sevmektir ki, bedenin gittiğinde bile o sevgi kalır.
Böcekler bile seninle onu ayırt edemez hale gelir.
Çünkü sevgi artık etin değil, özünün bir parçasıdır.
Ve belki de aşkın ölümsüzlüğü tam burada gizlidir
anımsanmakta değil, kalbimizin son parçasına kadar
birini içinde taşımakta.
Bir gün, toprak beni senden alabilir,
ama kalbimi değil.
Çünkü orada sen varsın.
Ve toprağın bile ayıramadığı şeyler vardır,
biz onlara aşk deriz.

Yorumlar
Yorum Gönder