Elma Ağacından Şeftali Beklemek

 


Bir elma ağacından şeftali beklemek…

Ne kadar tanıdık bir hata, değil mi?


Bazen hayatımızda insanlar, ilişkiler, işler ya da hayaller vardır; biz onlardan hep başka bir şey olmasını isteriz. Daha farklı davransın, daha çok sevsin, daha hızlı gelişsin… Oysa unuturuz: Her varlığın bir fıtratı, bir özü vardır. Elma ağacı elma verir — ne eksik ne fazla. Şeftali beklemek, hem ağacı haksız yere suçlamak hem de kendimize eziyet etmektir.


Bir süre sonra kırılıyoruz.

“Niye bana istediğimi veremedi?” diye içimizden geçiriyoruz.

Ama belki de mesele, o kişinin ya da durumun bizi hayal kırıklığına uğratması değil; bizim yanlış yerde, yanlış beklentilerle durmamızdır.


Ayağa kalkıp biraz yürümek, belki sadece birkaç adım atmak yeterli. Çünkü bazen aradığımız şey, çok uzakta değil — sadece biz, bir elma ağacının gölgesine fazla bağlanmışız. O gölge huzurlu geldiği için, bizi tanıdığı için orada kalmışız. Ama unutmamak gerek: Gölgede oturmak rahatlatır, ama doyurmaz.


Hayatın güzelliği, her şeyin kendi doğasında saklı.

Elma ağacı elma vermeye devam edecek. Ve sen, yürümeyi seçtiğinde, bir yerde mutlaka seni bekleyen bir şeftali ağacı bulacaksın.


Yeter ki elma ağacını suçlamayı bırakıp, yönünü değiştirecek cesareti bul.


Yorumlar

Popüler Yayınlar