Aşkı Göremeyen Gözlere Verdiğimiz Aşk




Bazı insanlar vardır; onlara kalbimizin en saf, en incelikli yerinden bir ışık uzatırız. Biz, o ışığın ısıtacağını, belki de onların soğuk yanlarını yumuşatacağını sanırız. Oysa bazen o ışık, sadece gözlerini kısmasına neden olur  çünkü kimileri aşka, sevgiye ya da gerçek ilgiye bakmaya alışkın değildir.


Bize aşk gözüyle bakmayan insanlara verdiğimiz aşk, aslında bir tür sessiz fedakârlıktır. Kimi zaman farkında bile olmadan, kendi değerimizi, onların eksikliğine yamamaya çalışırız. Bir tebessüm bekleriz, bir teşekkür, belki bir dokunuş… ama çoğu zaman karşılığında sessizlik alırız.

Yine de vazgeçmeyiz. Çünkü seven insan, umudu bir görev gibi taşır omzunda. “Belki bir gün anlar,” der içinden.

Ama o gün bazen hiç gelmez.


Aslında, aşkı göremeyen birine aşk vermek; bir çiçeği güneşsiz bir odada büyütmeye çalışmaktır. Çaba vardır, niyet vardır, ama koşullar yoktur. Biz elimizden geleni yaparız. su veririz, konuşuruz, bekleriz ama bir noktadan sonra fark ederiz ki, mesele bizim sevgimizin gücü değil, onların göremediği bir güzelliktir.


Belki de en zor öğrenilen ders şudur:

Her kalp, aynı derinlikte sevmeyi başaramaz.

Ve bu, bizim eksikliğimiz değil.


O yüzden bazen en büyük sevgi, geri çekilmektir. Kendine dönüp, “Ben zaten değerliydim,” diyebilmektir. Çünkü aşk, sadece vermekle değil, kendini korumakla da ilgilidir.

Bizi görmeyen gözlere değil, bizi hisseden yüreklere yönelmek gerekir.


Bir gün biri gelir; bakışıyla değil, varlığıyla anlarız ki, “işte bu” derinlik karşılıklı. O zaman aşk, artık bir mücadele değil, bir buluşmadır.


Ve belki o gün, geçmişteki tüm kör bakışlara teşekkür ederiz  çünkü onlar sayesinde, sevilmenin ne demek olduğunu daha iyi öğrenmişizdir.


Yorumlar

Popüler Yayınlar