Sessiz Bir Yolculuk: Ölüm ve Ecel Üzerine
İnsanoğlu, var olduğundan bu yana ölüm karşısında aynı şaşkınlığı, aynı korkuyu ve aynı merakı yaşamıştır. Ölüm, hayatın kaçınılmaz gerçeği; ecel ise onun sessiz çağrısıdır. Doğumla açılan kapı, ölümle kapanır. Ne kadar kaçılsa da, ne kadar ertelenmek istense de ecel vaktinde gelir ve insanı kendi hakikatine taşır.
Yahya Kemal Beyatlı, bu gerçeği derin bir metaforla, bir gemi yolculuğu imgesiyle ifade eder. Ölümün sessizliğini, geri dönülmezliğini ve insanın dünyadan ayrılışındaki dinginliği şu dizelerde dile getirir:
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. üm,n bir menzildir.
Ecel, vakti geldiğinde hiçbir şekilde engellenemeyen, ne bir saniye erken ne de bir saniye geç yaşanan hakikattir. Bu sebeple ölüm, ne tesadüf ne de rastlantıdır; her canlının kendine özel bir vadesi vardır. Kur’an’da da “Her canlı ölümü tadacaktır” (Âl-i İmrân, 185) buyrularak ölümün evrenselliği ve kaçınılmazlığı hatırlatılır.
Yahya Kemal’in dizelerinde görülen dinginlik, aslında ölümün soğuk yüzünü aşan bir bakış açısıdır. Ölüm, sevenler için ayrılık ve acı anlamına gelse de giden için bir dönüş, bir sükûn ve belki de yeni bir başlangıçtır:
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden
Dönenin olmadığı bu sefer, hayat yolculuğunun en hakiki durağıdır. İnsan için asıl mesele, ölümden korkmak değil, ölümden önce yaşamı nasıl yaşadığı, ardında ne izler bıraktığıdır. Çünkü ölüm, hayatı anlamlı kılan en derin aynadır.
Sonuç olarak; ölüm ve ecel, insanı karamsarlığa sürükleyen bir son değil, hakikate açılan bir kapıdır. Sessiz Gemi ise bize bu yolculuğun kaçınılmazlığını, ama aynı zamanda doğallığını hatırlatır. Ölümden değil; ömrü heba etmekten korkmalı insan.
Yorumlar
Yorum Gönder