Bize İyi Gelen İnsanların Hep Uzakta Olması
Hayatımızda bazı insanlar vardır; yanlarında olduğumuzda kendimizi daha huzurlu, daha hafif ve daha “biz” hissederiz. Onların yanında fazla konuşmaya gerek kalmaz, gözlerimizle anlatır, sessizliğimizle anlaşırız. Fakat çoğu zaman bu insanlar yakınımızda değil, uzaklarda olur. Onlarla aramızda kilometreler, şehirler, hatta bazen ülkeler vardır.
Peki neden bize iyi gelen insanlar hep uzakta gibi gelir?
Mesafeyi Hissettiren Şey
Aslında mesele sadece coğrafi uzaklık değildir. Bazen hayat telaşı, farklı yolların bizi sürüklediği yönler ve yetişkinliğin ağırlıkları yüzünden, kalbimize iyi gelen insanlarla aynı sokakta bile olsak görüşemeyiz. Fiziksel olarak uzaklaşmasak bile, yaşamın akışı bizi ruhsal bir mesafeye sürükler.
Uzaklığın Öğrettikleri
Uzakta olan dostlar bize şunu öğretir: değerli bağlar, sürekli yan yana olmakla değil, içtenlikle kurulmuş bir köprüyle yaşar. Günlerce, aylarca konuşmasak bile, tek bir mesajla yeniden kaldığımız yerden devam edebilmek, bağın gerçekliğinin kanıtıdır. Uzaklık, aslında o bağı sınar ve güçlendirir.
Yakınlığın Özlemi
Bize iyi gelen insanlar uzakta olduğunda, onlara dair özlem günlük hayatımızın fon müziği olur. Bir kahve içtiğimizde, sokakta bir şarkı duyduğumuzda, bazen küçük bir ayrıntıda onların yüzü gelir aklımıza. Bu özlem, hem zorlayıcı hem de kıymetlidir. Çünkü birini özlemek, onu hayatımıza gerçekten kattığımızın işaretidir.
Ne Yapmalı?
Belki de önemli olan, uzaklığı bir kayıp gibi değil; bağın değerini gösteren bir işaret gibi görmek. Onlara sık sık ulaşmak zorunda değiliz, ama içten bir selam, bir “aklımdasın” mesajı, kilometreleri eritmeye yeter. Birlikte olunan kısa anlar, mesafenin gölgesinde bile bambaşka bir ışıkla parlar.
Sonuç olarak, bize iyi gelen insanlar çoğu zaman uzakta olabilir ama onların bize kattıkları his, kalbimize en yakın yerde durur. Uzaklık, sevgiyi azaltmaz; tam tersine, özlemin içinde daha da derinleştirir.
Yorumlar
Yorum Gönder