Güzellik Aynada Değil, Yürekte Başlar
Birçoğumuzun büyürken öğrendiği ilk tanımlardan biri, “güzel” kelimesiydi. Reklam panoları, diziler, sosyal medya… Her yer bize güzelin neye benzediğini anlatmak için yarışıyor. İnce bir bel, kusursuz bir cilt, ışıl ışıl saçlar… Peki ya güzel kalpler? Onların fotoğrafını kim çekiyor, onları kim paylaşıyor?
Dış görünüş, kuşkusuz ki göz alıcı olabilir. Ama zaman, ona karşı merhametsizdir. Bir gün yüzümüzdeki çizgiler artar, saçlarımızın rengi solar, adımlarımız yavaşlar. Aynaya baktığımızda gördüğümüz şey değişir. Fakat bir insanın içindeki güzellik, yani iyilik, merhamet, samimiyet… işte onlar, yıllar geçse bile değerinden hiçbir şey kaybetmez.
Gerçek güzelliğe çoğu zaman küçük anlarda tanık oluruz. Yorgun bir annenin çocuğu için gülümsemeye çalışması, bir gencin yaşlı bir amcaya otobüste yer vermesi, bir öğrencinin sınıfta defteri olmayan arkadaşına kendi defterinden sayfa vermesi… Bu anlar, hiçbir makyajla, hiçbir marka kıyafetle elde edilemez. Çünkü yürek güzelliği filtresizdir.
Ne yazık ki çoğu insan, birini tanımadan önce onun fotoğrafına bakarak karar veriyor. Oysa dış görünüş yalnızca bir kapak. Kitabın içine girmeden, sayfalarını çevirmeden gerçek hikâyeyi öğrenemezsin. Ve bazen, en mütevazı kapaklar en etkileyici hikâyeleri saklar.
Güzellik anlayışımızı değiştirmeye ihtiyacımız var. İnsanları, gülüşlerinin sıcaklığıyla, sözlerindeki nezaketle, davranışlarındaki samimiyetle değerlendirebilmeliyiz. Çünkü bir gün aynadaki suretimiz değişecek, ama yüreğimizdeki ışık sonsuza kadar bizimle kalacak.
Unutma: Yüzler unutulur, ama güzel yürekler asla.
Yorumlar
Yorum Gönder