Savaş Bitince Başlayan Sessizlik
Savaşın gerçek sesi, kurşunlar sustuğunda başlar.
Barutun keskin kokusu kaybolur, enkazlar kaldırılır, yaralar dikilir. Ama zihin hâlâ savaş alanıdır. Ve orada barış çok geç gelir.
Savaş, yalnızca bedenleri öldürmez. Zihinlerde yankılanan bir çığlıktır o. Yıllarca susmaz.
Bir çocuk yıllar sonra hâlâ gece uykusunda yere yatıyor; çünkü bir zamanlar bomba sesinden korunmak için yere kapanmayı öğrenmişti.
Bir asker, gökyüzüne her baktığında arkadaşının gözlerini hatırlıyor — son kez göz göze geldiklerinde nefes almayı unuttuğu o anı.
Bu satırları okuyan biri, belki hiçbir cephede bulunmadı. Ama savaşların ortasında doğan milyonlarca zihnin içindeki cepheler hâlâ aktif. Travma, görünmeyen bir mayın gibidir. Üzerinden yıllar geçse de bir kelimeyle, bir sesle, bir sessizlikle tekrar patlayabilir.
Savaş, tarih kitaplarında bitmiş görünebilir.
Ama bazı insanların zihninde hâlâ sürüyor.
Ve en çok o sessiz savaşlar yorar insanı. Çünkü kimse onları görmez.
Bazen düşünüyorum: insanlar birbirlerine bu kadar kolay savaş açabiliyorsa, kendileriyle barışmayı neden bu kadar geç öğreniyorlar?

Yorumlar
Yorum Gönder