İnsan sevince ne olur?

İthaf; Phoibos Apollon’dan daha parlak ve Aydın olan kişiye. Umarım bunu okuyorsundur. Gerçi okuyorsan bilmeni isterim ki tüm yazılarım senin için. Tek sen için. 🫠 (lütfen beni cezalandırma apollon ama haklıyım!)


Bazen kendime şunu soruyorum:

Bir insan sevince ne olur?

Daha iyi biri mi olur, daha cömert biri mi, yoksa sadece başka bir şeye mi dönüşür?


Benim cevabım şu: İnsan, sevdiği kişiye göre şekil değiştirir. Mesleği, zamanı, hatta yaşı bile önemini kaybeder. Çünkü sevgi, “kimim” sorusundan çok “sana ne olabilirim” sorusuyla ilgilidir.


Kemankeş olsam Zihgir’imi sana hediye ederdim.

Bu cümleyi ilk düşündüğümde şunu fark ettim: İnsan, en çok hâkim olduğu şeyi verir sevdiğine. Zihgir, okçunun parmağını korur ama aynı zamanda gücün geçtiği yerdir. Demek ki sevgi biraz da savunmasız kalmayı göze almak demek. En kuvvetli yerini bir başkasına bırakmak.


Yazar olsam, kitaplarımın ithaflarında hep senin adın olurdu.

Aslında bu, bir yazarlık hayali değil sadece; görünür kılma isteği. “Ben bunu senin için yaptım” demenin sessiz ama kalıcı yolu. Çünkü insan, sevdiğini zamana emanet etmek ister. Kâğıda, mürekkebe, hatırlanacak bir şeye.


Bakkal olsam, bedeva cips verirdim sana.

Bunu yazarken gülümsüyorum. Çünkü sevgi her zaman büyük, dramatik jestler değildir. Bazen kasiyerin göz kırpmasıdır, bazen “parası önemli değil” denilen küçük bir mutluluk. Ben, sevgiyi çoğu zaman böyle küçük ama içten yerlerde buluyorum.


Çocuk olsam, bayramda topladığım tüm şekerleri sana verirdim.

Çocukken insan paylaşırken hesap yapmaz. En sevdiği şeyi verir, sonra biraz pişman olur ama yine de mutludur. Sanırım büyüdükçe kaybettiğimiz şeylerden biri de bu; hesapsız verme hâli.


70’lerde yaşasam tüm plaklarımı sana verirdim.

80’lerde yaşasam muhallebi ısmarlardım.

90’larda yaşasam tüm misketlerimi sana verirdim.

Bunlar sadece dönem referansları değil; her çağın kendine özgü masumiyeti var. Ve ben hangi çağda olursam olayım, elimde ne varsa onu sana doğru eğmek isterdim. Çünkü sevgi, zamandan bağımsız bir refleks gibi.


Düğün fotoğrafçısı olsam, tek senin fotoğrafını çekerdim.

Kalabalığın içinden bir yüz seçmek gibi. Herkes “mutlu” görünmeye çalışırken, ben senin dalgınlığını yakalamak isterdim. Çünkü bana göre gerçek, poz verilmeden önce ya da sonra kalan o kısa anda gizlidir.


Şifacı olsam, tüm ilaçlarım senin için olurdu.

Doktor olsam, tek seni iyileştirirdim.

Bu biraz bencil bir cümle belki. Ama dürüst. İnsan bazen dünyayı kurtarmak istemez; sadece sevdiği kişinin acısını dindirmek ister. Omzuna dokunup “geçecek” diyebilmek bile bir iyileştirme biçimi değil midir?


Şair olsam, tüm şiirlerimde seni yazardım.

Ama adını değil. Ad, bazen fazla açık eder. Ben seni daha çok aralardan yazardım; bir boşlukta, bir suskunlukta, bir nefes alma yerinde.


Kuş olsam, konardım başının üstüne.

Kedi olsam, gelir sevdirirdim kendimi.

Bu iki hâli çok önemsiyorum. Çünkü biri özgürlüğü, diğeri teması anlatır. Sevgi, bazen uzaktan izlemek, bazen de yanına sokulup varlığını hissettirmektir. Fiziksel temasın kelimeler kadar güçlü olduğu anlar vardır; bir başa konmak, bir dizin dibine kıvrılmak gibi.


Müzisyen olsam, tüm şarkıları senin için çalardım.

Terzi olsam, tüm kıyafetleri senin için dikerdim.

Aşçı olsam, tek senin sevdiğin yemekleri yapardım.

Bunların hepsi şunu söylüyor aslında: Sevmek, özen göstermektir. Dikkatle bakmak, dinlemek, öğrenmek. Karşındakinin neyi sevdiğini ezberlemek değil; ona göre şekil almaktan çekinmemek.


Sonunda şunu anlıyorum:

Benim derdim ne kemankeş olmak, ne yazar, ne doktor.

Benim derdim, sana göre biri olabilmek.


Belki de sevgi tam olarak budur:

Kendini inkâr etmeden, ama kendini çoğaltarak bir başkasına yaklaşmak.

Ve “olsam”larla kurulan bu cümlelerin hepsi, aslında tek bir gerçeği fısıldar:


Ben, seni sevince çok farklı birine dönüşüyorum.


Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. Gel beraber ağlayalım

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. İmkansız gibi bir o kadar imkanı var gibi geliyor bekliyor olacağım beraber ağlamayı :)

      Sil
    4. seni hiç unutamiycam sanırım) hayatıma girmiş en değerli kişilerden birisisin. seni gördüğüm herkese anlatmak istiyorum. o kadar mükemmel birisin ki bunu sadece benim değil herkesin bilmesini istiyorum. umarım beklediğimiz olur)) seni unutmayacağım hiç, nasıl unuta bilirim ki zaten. bi balığın bile hafızasına kazınırsın. senin gibi birisiyle tanıştığım için kendimi o kadar mutlu ve şanslı hissediyorum ki. umarım bende sende aynı etkiyi yarata bilmisimdir.))

      Sil
    5. ya şuan beni nasıl mutlu ediyorsun anlatamıyorum. iyi ki varsın sahracım))

      Sil
    6. Bir veda gibi yazmışsın biraz endişe ediyorum şuan ayrıca sandığından daha çok etki bıraktın bende aydınların en aydını sende iyi ki varsın

      Sil
    7. bir veda degil yazdığım sadece senin bende olan yerini anlatmaya çalıştım. sana veda edemem ki her zaman aklımda, kalbimde biryerlerde kalıcaksın. her hatirladigimda yüzüm gülücek))

      Sil
  2. İkimizde aynı hissediyormuşuz demekki tesadüfe bak :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar